Bugün - 09 Ağustos 2020 PazarKünyemizSayfalarDijital PanoReklamlarHakkımızda
images/habersistemi_06.pngimages/habersistemi_07.png
 
Kırıkkale   28°°C
 
Kırıkkale Ülkü Ocaklarından şehitlik ziyaretiKurban Bayramı dolayısıyla Kırıkkale Ülkü Ocakları Eğitim ve K&uu..
Dünya insan hakları gününe Doğu Türkistan’ın gölgesi düştü

Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Kırıkkale Şube  Başkanı  Abdullah Yücel Karabacak “Dünya insan hakları gününe Doğu Türkistan’ın gölgesi düştü” diye konuştu.

Yaşam Haberi - 10 Aralık 2019 Salı

(14:54)

Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Kırıkkale Şube  Başkanı  Abdullah Yücel Karabacak “Dünya insan hakları gününe Doğu Türkistan’ın gölgesi düştü” diye konuştu.

 

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Kırıkkale Şube  Başkanı  Abdullah Yücel Karabacak açıklamasında “İnsan hakkı denilen olgu, belli nitelikteki düzenin sağlanabilmesi için gereken ilkeler bütünüdür ve zamana ve ortama göre değişir, gelişir. İnsan hakkı kavramı, temel tanımıyla, insanın sadece insan olarak doğmuş olmasından dolayı sahip olduğu hakları ifade eder. Bir canlının en önemli hakkı, yaşama hakkıdır. Ona yaşama hakkı tanımadan başka hak ve özgürlüklerden faydalandırmaya çalışmak anlamsızdır. Bugün dünyanın birçok bölgesinde hak ve özgürlük kisvesi altında katliamlar yaşanmaktadır. Eğer evrensel bir değeri, bir zümrenin uhdesine bırakırsanız, artık o değer evrensel olmaktan çıkar ve kişisel bir durum halini alır. Ne yazık ki; tüm dünyada temel hak ve özgürlükler konusunda yaşanan sorunlar, evrensel değerlerin bir grubun eline teslim edilmesinden dolayı ortaya çıkmaktadır. Baskın güçler, kendi çıkarlarına uygun bulduğu toplumlar için demokrasi ve insan hakkını öngörmekte, bunun dışındaki toplumlara ise yaşama hakkı dahi tanımamaktadır.

 

İNSAN HAKLARINDAN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR

Hep söylediğimiz gibi, biz yüreğimizde Irak’ta dökülen kanın sızını duyuyoruz. Biz dağlık Karabağ’da yaşanan Hocalı soykırımına ağıtlar yakıyoruz. Filistin’de, Arakan’da yaşananlara ağlıyoruz. 1974 Kıbrıs Harekâtından önce Türklere yapılan soykırıma varan etnik temizlik mezalim hafızalarımızdan silinmez. İran Türklüğünü unutmayız, unutamayız. Batı Türklüğüne karşı Avrupalı ülkelerin yürüttüğü asimilasyon temelli entegrasyona, inançlarımıza ve dilimize karşı yürüttüğü anlaşılmaz tutuma hep birlikte “Hayır” deriz. 1757 yılından beri Çin işgali altındaki Doğu Türkistan, boğazımızda düğümdür. Bir buçuk asırdan beri zulme uğrayan, soykırım gören, evlerinden yurtlarından edilen soydaşlarımızın görmezden gelinmesi ne Türkiye ne de dünya nezdinde bir anlam ifade etmiyorsa bugün dünyada insan haklarından söz etmek mümkün değildir. Çin zulmünden kaçan soydaşlarımız, anayurtlarında yaşayan yakınlarından haber dahi alamazken, zulmün boyutlarının soykırıma dönüştüğü görülmektedir. Doğu Türkistanlı soydaşlarımızın binlerce yıldır yaşadığı topraklar işgal altında olduğu gibi seyahat özgürlükleri kısıtlanmakta, doğum kontrolü yoluyla nüfuslarına müdahale edilmektedir.

 

BİZ, ÖNCELİKLE YAŞAMA HAKKINA İNANIRIZ

Eğitim kampları adı altında tek tip kıyafetlerin giydirildiği, kulelerde askerler tarafından kontrol edilen toplama kamplarında işkencelere maruz bırakılan soydaşlarımızın yaşadığı zulüm yürekleri dağlamaktadır. Dini inançlarına kadar müdahaleye uğrayan, zorla içki içirilen kardeşlerimizin çektiği bu sıkıntıların, bilhassa İslam dünyasında karşılığının olmaması anlaşılır gibi değildir. Biz, öncelikle yaşama hakkına inanırız. Yaşama hakkı topluma ve onun siyasal örgütlenmesi olan devlete ciddi ve ağır görevler yüklemektedir. Devlet bir yandan insanca yaşama hakkının sağlanması için gerekli hukuksal örgütlenmesini kurarken, diğer yandan da toplumda var olan ekonomik, sosyal tüm zayıflıkları gidererek, ilkeli ve objektif yaşam şartlarını oluşturmalı ve korumalıdır. Bunun için kanunlar çerçevesinde her türlü önlemi almak zorundadır. Yaşama hakkı öyle önemlidir ki, vatandaş için devletin varlığı anlamına gelir. Devlet yaşama hakkının korunması için bir taraftan hukuksal düzenlemeler yaparak bu hakkı güvence altına alırken diğer taraftan da ekonomik ve sosyal yönden önlemler alarak insanca bir yaşam sağlamak için gerekli koşulları hazırlar. Çin hükümeti, zorla kendi topraklarına kattığı ve zorla vatandaş yaptığı soydaşlarımızdan yaşama hakkını dahi esirgerken hangi insan hakkından bahsedecek, hangi değerleri savunacağız? Bu nedenle özellikle Birleşmiş Milletler’in dünyanın kanayan yarası haline gelmiş olan bu soruna eğilmesini istiyoruz. Dünya İnsan Hakları Günü’nde Türk hükümetinin de Birleşmiş Milletler nezdinde derhal girişimlerde bulunmasını bekliyoruz. 

 

KUTSAL BİR HAK

Bir sendika olarak örgütlenme ve hak arama mücadelemizi temel insan hakkı olarak kabul etmekte, kutsal bir hak olarak telakki etmekteyiz. Bu hakkımızı kullanmak noktasında, ülkemizdeki düzenlemeleri ve uygulamaları uluslararası sözleşmelerle belirlenen standartlara çıkarmak için mücadele vermekteyiz. Ülkemizi yönetenlerden talebimiz, uygar toplumlarda olan ekonomik, sosyal ve sendikal hakların ülkemiz çalışanlarına da sağlanması yönündedir. İnsan hakkı, kuşkusuz bir evrensel değerdir. Ne bu değeri sahiplenmek ne de onun dağıtımını yapma hakkını kendi tekelinde görmek insan hakkı kavramının özüne uygundur. Bugün gelinen noktada insanlık için tek çıkar yol, barış içinde kardeşçe yaşamayı hedef alan bir düzen sağlamaktır. Yaşama hakkı temelinde, nimetin ve külfetin eşit paylaşıldığı demokrasiler inşa etmek zorundayız. Bizler insan hakkı gibi kavramları; demokrasi, özgürlük gibi erdemleri birilerinin tekeline bıraktığımız sürece yaşanan sorunlar devam edecek, bu kimseler adaleti, istediği kimselere istedikleri kadar dağıtacaklardır. Unutulmamalıdır ki; insan hakkı kisvesi altına sığınıp, katliam yapanlar karşısında; yaşama hakkını kullanmak isteyenlerin verdiği mücadele daha kutsal, daha erdemli ve insan haklarına daha uygundur. Bu nedenle insan haklarından bahsederken, yapılması gereken ilk şey, insan hakkını zümrelerin, grupların ya da sermayenin tekelinden kurtararak gerçek sahibi olan insana, şartsız, koşulsuz, “ama” sız teslim etmektir” dedi.


Kaynak / Editör: Haber Merkezi - admin Okunma 2975

Bu habere hiç yorum yazılmamış, ilk yorumu siz yazın !


YaşamHaberleri

TEMA Vakfı Keskin'de gönüllü ilçe sorumlusu arıyor
Kendiniz, aileniz ve toplum için kurallara uyun
Değirmenci ailesinin acı günü
Baran ailesinin acı günü
Havuz sezonu açıldı
Farkındalık oluşturmak için önemli bir gün
Yetiştirme yurdundan nikah masasına
Kendi ihtiyacımızı kendimiz karşılıyoruz

Diğer Haberler

Kırıldı yine kolumuz kanadımız…
Bahşılı’da İnsan Hakları Konferansı
Kırıkkale’de bir zafer daha yaşayacağız
Büyük üstadın son haberi
ÇELİK AMBARI UZATILMASI İŞİNİN TAMAMLANMASI
Saygıyla anıyoruz
Genç çiftçilere büyükbaş hayvanları teslim edildi
Yılbaşı alışverişi esnafın yüzünü güldürdü
E-Gazete (Yenigün)
Yazarlar

Mehmet Erkoç

Mehmet_Erkoç Vefa gruplarına minnet borçluyuz

28.04.2020 18:41:05

İnsanlık olarak önemli bir sınav veriyoruz. Tüm d&..




Sulakyurt’ta COVİD-19 tedirginliği Kurban Bayramı dolayısıyla ilçe dışından gelen bir vatandaşta yapıla..
En Çok Okunanlar
Bebek her istediğinde emzirilmelidir Dünya emzirme günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan .. Kırıkkale'de aralarında iş insanlarının bulunduğu FETÖ davasında 6 san.. Çayırlı'nın yeni kitabı ‘Çeri’ raflarda     Kırıkkaleli genç yazar, Gökhan Çayırlı e.. Kulislerde Karadurmuş yankıları Erken seçim olasılığının dilden dile dolaştığı şu günlerde, her..
Namaz Vakitleri
Şehir
(kirikkale)
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı

Hava Durumu
Şehir
(kirikkale)
Bugün
17°°C - 28°°C
Pazar
18°°C - 29°°C
Salı
13°°C - 25°°C
Perşembe
13°°C - 25°°C

Arşiv Getir

Facebook


Künyemiz Sayfalar Dijital Pano Reklamlar Hakkımızda Facebook FriendFeed Twitter MySpace 0,28Yazılım - Web Aksiyon